Thursday, August 06, 2020

Bunu 2006'da Beyrut için yazmıştım. Aklıma geldi paylaşmak istedim


Bazı kentler…

“Es ist ein Licht, das der Wind ausgelöscht hat.”[[1]]

Georg Trakl

 

 

Kükürt rengi koridorlarında güneşin

Bez bebekler emekliyor, ellerinde ölü çocuklar

Kimse yok, gözlerinden öperek yanaklarını okşayacak

Bir şey değil” diyecek, “yalnızca korkulu bir rüya

Bak, annenin gözleri gibi deniz ve dingin. Hadi uyu

Yarın dondurma alır, Korniş’te dolaşmaya gideriz.”

 

Yaseminler… Ama yanık et ve fosfor kokusu

Gardenyalar, bombalanmış trafo ve mika

Zeytin ağaçları, simsiyah, paramparça - Şarapnel

Apartmanlar moloz, köprüler çökmüş - Roket

Etoile Restaurant, Chirac’la Hariri’nin yemek yediği

Şimdi boş, ama hala ayakta.

Karanık aynalarında, karanlık gölgeler- Ezrail.

 

Bazı kentler vardır talihsiz.

Ne kadar yeniden doğsalar…

Tsunami, Haçlılar, Osmanoğulları

Sabra, Şatila, Şaron!

 

Abdülhamit çeşmesinin taşlarında oturdum ağlıyorum.

Telefonum çalıyor inatla. Açamam, ellerim benim değil.

İnsanlar geçiyor önümden, ayak bileklerinden toprağa çekiyor tarih

Başlarının üzerinde  F-16, Katyuşa - Martılar çoktan kenti terk etti

Kırık camların üzerinde yürüyorlar - hareketsiz

Kafası kopmuş bir sürücü, çıkıp peşlerine takılıyor,

ayaklarını sürüyerek hiç konuşmadan.

Gözleri, - kaportaya yapışmış iki beyaz salyongoz -

Arkasından bakıyor, hiç konuşmadan…

 

Bazı kentler vardır talihsiz.

İnsanları ne kadar dost ve güzel

Çiçekleri ne kadar kösnül ve renkli

Şarabı ne kadar tatlı olursa olsun

Denizi ne kadar mavi ve sonsuz

Bazı kentler vardır talihsiz.

 

 



[1] “Bir ışık var, rüzgarın söndürdüğü”